Aralarında ilk kez Hoca ile konuşmuştuk bu konuyu, fikirlerimi beyan ederken sunduğu tezler ve anti tezler o kadar heyecanlandırmıştı ki beni zamanın nasıl aktığını bile farketmedim. Sanki zaman bir çığ gibi hızlıca ilerliyordu, muhabbetimiz inişleri ve çıkışları ile sürdürülebilirliğini hiç yitirmiyordu, uzun zaman sonra belki ilk kez bu kadar hoşnut olmuştum biriyle muhabbet etmekten. Aynı zamanda şaşkınlığımı gizleyemiyordum yeni tanıştığım bu gizemli adamdan. Ona hoca demelerinin nedenini çok sonra samimi olduğumuzda anlayacaktım, diğerleri gibi o da bilgiye aç ve doymak bilmeyen bir hırsa sahipti. Zihni adeta bir kara delik gibiydi sanki herşeyi yutuyordu. Tartışma bazen şiddetleniyor farkında olmadan seslerimiz yükseliyordu, sonra bir an duraksayıp, etrafa bakınıp kahvedekilerin şüpheli bakışlarını farkedip çayından bir yudum alıp, normal ses tonuyla kaldığı yerden devam ediyordu. İkimizde doğruyu arıyorduk, bu yüzdendi sorgulamalarımız, savunduklarımız ve ürettiğimiz tezler. Tıkandığı noktalarda "-Bak bunun hakkında tam bir malumatım yok. Ben bunu bir araştırıp öyle fikir beyan edeyim, bilmediğim bir konu hakkında yorum yapmam yakışık almaz." deyip başka bir daldan konuya devam ediyorduk. Nasıl olurda bir hoca bu kadar bilgi sahibi olabiliyordu şaşırmıştım, neyi nerde ne zaman konuşacağını önceden planlamış gibiydi, yerine oturmayan taş kalmamıştı. Bu yüzden gizleyemedim şaşkınlığımı, bir hocaya göre birbirinden farklı uç noktalar hakkında bile bilgi sahibiydi. İnsan sarrafıyım tezimi çürütmüş adeta parçalara ayırmıştı Hoca. Ve böyle konuları tartışmaya sunmak toplumun diğer fertleri arasında büyük bir günah, büyük bir suçtu sanki. Herkesle konuşamazdınız. O yüzden ilk Hoca ile konuşurken çekinmedim değil çünkü onu Hoca diye tanıttıklarında otomatik olarak bu sorgulamalara kapalı biri olarak canlanmıştı benim düşüncemde... [HKZ]
Aralarında ilk kez Hoca ile konuşmuştuk bu konuyu, fikirlerimi beyan ederken sunduğu tezler ve anti tezler o kadar heyecanlandırmıştı ki beni zamanın nasıl aktığını bile farketmedim. Sanki zaman bir çığ gibi hızlıca ilerliyordu, muhabbetimiz inişleri ve çıkışları ile sürdürülebilirliğini hiç yitirmiyordu, uzun zaman sonra belki ilk kez bu kadar hoşnut olmuştum biriyle muhabbet etmekten. Aynı zamanda şaşkınlığımı gizleyemiyordum yeni tanıştığım bu gizemli adamdan. Ona hoca demelerinin nedenini çok sonra samimi olduğumuzda anlayacaktım, diğerleri gibi o da bilgiye aç ve doymak bilmeyen bir hırsa sahipti. Zihni adeta bir kara delik gibiydi sanki herşeyi yutuyordu. Tartışma bazen şiddetleniyor farkında olmadan seslerimiz yükseliyordu, sonra bir an duraksayıp, etrafa bakınıp kahvedekilerin şüpheli bakışlarını farkedip çayından bir yudum alıp, normal ses tonuyla kaldığı yerden devam ediyordu. İkimizde doğruyu arıyorduk, bu yüzdendi sorgulamalarımız, savunduklarımız ve ürettiğimiz tezler. Tıkandığı noktalarda "-Bak bunun hakkında tam bir malumatım yok. Ben bunu bir araştırıp öyle fikir beyan edeyim, bilmediğim bir konu hakkında yorum yapmam yakışık almaz." deyip başka bir daldan konuya devam ediyorduk. Nasıl olurda bir hoca bu kadar bilgi sahibi olabiliyordu şaşırmıştım, neyi nerde ne zaman konuşacağını önceden planlamış gibiydi, yerine oturmayan taş kalmamıştı. Bu yüzden gizleyemedim şaşkınlığımı, bir hocaya göre birbirinden farklı uç noktalar hakkında bile bilgi sahibiydi. İnsan sarrafıyım tezimi çürütmüş adeta parçalara ayırmıştı Hoca. Ve böyle konuları tartışmaya sunmak toplumun diğer fertleri arasında büyük bir günah, büyük bir suçtu sanki. Herkesle konuşamazdınız. O yüzden ilk Hoca ile konuşurken çekinmedim değil çünkü onu Hoca diye tanıttıklarında otomatik olarak bu sorgulamalara kapalı biri olarak canlanmıştı benim düşüncemde... [HKZ]

Yorumlar
Yorum Gönder