Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ben Ölmeden Önce - Bölüm 1 Kısım 7

Metropol Harabe bir kentin sokaklarındayım. Kimsecikler yok, herkes yaşanmışlıkların enkazı altında teslim etmiş ruhunu. Bir başımayım bu ruhsuz kentte, caddeler bomboş, evler kimsesiz. Yalnızlığın en koyu rengindeyim ve en dibinde. Enkazlar arasından geçerken ruhsuz cesetlerin yüzlerinde kalan en son ifadeyi seyrediyorum tek tek,  mutsuzluğun ve çaresizliğin tablosu bu yüzler. Yarım kalmış, renksiz, mutsuzluk tabloları... Çıkmaz sokağa terkedilmiş yetim bir hayatın çocukları, avuçlarında saklamışlar az biraz umudu, gün gelir mutlu oluruz belki-leriyle yanyana. Betonlar arasına sıkışıp kalmış onca ceset, soğuk bedenleri sahte mutluluklarla örtülmüş. Koşuşturmacayla geçmiş hayatları yaşam gazetesinin manşetine girmek için çabalasalarda, üçüncü sayfa faili mechul cinayetlere konu olmuş. Kimse kimseyi tanımız olmuştu, çıkar için birbirinin yüzüne gülen kuklalar, birbirinin ipini kesmek için planlar kuruyordu kulis arkasında ki karanlık odalarda, şimdi herkes aynı mahşerin mük...

Ben Ölmeden Önce - Bölüm 1 Kısım 6

Rüzgarı hissediyorum... Yüzümün gerilişini, soğuğun içime işleyişini, derimin yavaşça kuruyuşunu vucudumun titreyişini... Nefesimin kesilişini, gözümün önünden geçen geçmişe dair  yüzlerce sahneyi... Herşey burada, gençliğim, hatalarım, heyecanlarım, zaferlerim, ilklerim, kederlerim, hüzünlerim, kahkahalarım, sevdiklerim ve nefret ettiklerim... Hepsi bir bir geçiyor bu son sahne de gözlerimin önünden, saliseden daha hızlı bir şekilde, belki en hızlı izlediğim film bu, benim hayatım ve yaşadığım onca yılın özeti... Hayali bile ürpertirken insanı, gözümü açıyorum, tüylerimin diken diken olduğu gerçeği kanıksanamaz. Ama son saniyemde bile yine ben olmaktan vaz geçmiyor insanlara zerre kadar da olsa birşeyler bırakmak istiyorum... Ölmek sanıldığı gibi bir kurtuluş değilmiş... Hayatımı iki keskin uç arasında yaşayan biri olarak benim hiç gri'm olmadı benim fikirlerim ya siyahtır  ya da beyaz arası, ortası yoktur. Siz bundan bir ders çıkartın hayatta bazen gri biriktirmek ger...

Eski bir anı...

Çocukluğumdan arta kalan nadir güzelliklerden bir anı bu... Cuma akşamı okul tatil olur olmaz ilk işim eve gidip üstümü değiştirdiğim gibi durağa koşardım. 1948 model eski bir kamyondan bozma bağ otobüsüne biner, daha asfaltla tanışmamış tozlu yollarda hoplaya zıplaya bağlara doğru yol alırdı otobüs, bizim çocukluğumuzda Karadeniz'in neresinde olursanız olun yollarda pek asfalt yoktu, en son durakta indiğimde koşarak rahmetli dedemin kollarına koşup atlardım. Yol kenarında bağımızda yetişen kiraz, şeftali, elma armut v.b. meyveleri satardık. Dere kenarında kurbağalarla oynar, dedem bağa gidince de sandıkların başında ben geçerdim, o zamanlar bu bana verilen en kutsal görevdi belkide, dedem gelmeden iyi bir satış yap...