Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yıldız Parkı'nda Bir Yaşlı Çınar...

Yeşeriyor ağaçlar kuşlar cıvıl cıvıl baharı müjdelerken, göğsüme yatıyorsun saçlarını okşarken bir bebeğin masumluğu var üzerinde... Gözlerin kapalı aşk'a küçük şarkılar fısıldıyoruz birlikte ve hiç bir şey umrumuzda değil ağaçların altında uzanırken dünya, zaman, insanlar... Gökyüzünü izliyoruz birlikte sırtıma batan çakıl taşlarını bile farketmiyorum o kadar mutluyuz ki uzun bir zamandan sonra sen göğsümde yatıyorsun kalp atışlarıma bu kadar yakınsın ve sana eşlik ediyorlar güzelliğin yakarken gözlerimi... Bu ağacın altı hep özlemimin bir yansısı kalacak bende ve ben ne zaman buraya yalnız  gelsem seninleyim aslında y...

Aşk'ın Çekim Alanı

Aşk mıknatıs gibidir direnemezsin, bazen kuvvetli bir şekilde sizi kendine çeker, bazen de karşı koysan bile itip kendinden uzaklaştır. Ta ki özellliğini kaybedene dek, işte o an duyguların ve inancın öldüğü andır soğuk bir demirden başka bir şey değildir artık insan hissiz, yorgun ve vazgeçmiş...                                                               [HKZ]

Yokluğunun Ağıdı

Yokluğunda demlenir hasretim, açmaz tomurcuk olup kurur gülüşlerim, kaç geceyi astım sensizliğe bir bilsen, ne hayalin solar ne de sensiz mavilerim. Yalnız satırlar şahit bu sevdaya bir de bu koca gri şehir. Bazen susarım sensizliğe gecenin en koyu üçünde, tutunup güzel ve gece kadar koyu gözlerine hayalini çekerim içime yavaşça her salisesinde yaşarım yanımda olmayışını ve içime doluşunu... Ne güzel şey seni yazmak seni haykırmak tüm satırlara hece hece işlemek yokluğunu ve ne güzeldir bilirmisin tüm dünya duysun diye haykırmak bir adamın son nefesine kadar yalnız bir kadına ait olduğunu...  [HKZ]                          ...

Ortaköy...

Bir aralık sabahı hava hafiften puslu İstanbul'un yine çehresi düşük hüzne boğulmuş sanki gökyüzü... Ortaköy'de genç iki sevgili bankta oturuyorlar denize doğru, öyle sarılmışlar ki birbirlerine bir saniye bile elleri ayrılsın istemiyorlar sayılı saatleri var sanki hatta bugün ilk ve son günleri... Bugün 1 Aralık 2002 ilk defa bu iki yabancı birbirlerinin gözlerine bakıyordu ve aşk onların kaçışıydı yalnızlıktan zannederek tutundular birbirlerine tutundukça yabancılaşacak yabancılaştıkça yalnızlaşacaktılar lakin henüz bilmiyorlardı ikiside...

Suskunlar

Saçların kadar koyu bir gece, ürkekliğini bırakıp yüreğine hüzünlerin, susuyorsun içini kemiren acılarının karşısında, saatlere küsmüşsün sessizliğini paylaşıyoruz gecenin... Tükeniyor söyleyeceğim kelimeler saatler ilerledikçe son kullanma tarihi geçiyor adeta ve bende katılıyorum susuşlarına sen hayata susuyorsun hayat ise tümüyle sana, ben ise bu susuşların tam ortasında izliyorum öylece, bitmesi için bu susuşların geceyi asıyorum akreple yelkovanın uçlarına sabah çabuk olsun diye bitmeyen bir şarkı arıyorum zihnimde sana mutluluğu getirecek küçük bir şarkı bu koyu geceye inat... Sana gülmeyi yeniden armağan edebilsem bu sefer farklı olacak biliyorum herşey daha güzel olacak geceyi ...

Karaborsa Aşklar...

Büyük Aşklar değildir efsane olan... Büyük aşklar, büyük acılara gebedir, Aslında efsane olan hep büyük acılardır... Nereye gitti bu büyük aşklar? şimdi yaşanılan hoşlantılara Aşk diyebilen  insanlar bu oyunun bir parçası mı? Aşk artık karaborsada, kaybolmuş, zamanı geçmiş, orjinal de hala içinde olan karışmış sahte biletler gibi... Kimse bilmiyor neden bu kadar dejenere oldu sevdalar ve işin esas acı kısmı kimsenin gerçekte umrundada değil ne olduğu... Bir garip adamın anılarından notlar; "Siz hiç otobüse binip heyecandan molalarda bile otobüsten inmeden 17 saat boyunca aynı koltuktan kımıldamadan yolculuk ettiniz mi? veya Hava -15 derecede üzerinize lapa lapa kar yağarken hiç bilmediğiniz ...

Yalnızlığın Kara Yokluğu...

Bir gece kalbine yalnızlığın kaldıramayacağın kadar ağır sancısı girdiğinde arayacak hiç kimsenin olmamasıdır en acı olan... O an saatler duracak hiç kimsen olmadığını anlayacaksın aslında. Akreple yelkovanın buluşmaları bile uzayacak yalvaracaksın adeta sabah olması için her saniye daha da ağır gelecek yalnızlığın kör karanlığı üstüne çöktükçe, işte o zaman her şeyin  farkında olacaksın. Öyle bir fark edeceksin ki anlamsızlığını en dibe vurduğunda, para, pul, şöhret, mevki, makam, kariyer hepsinin aslında birer acı bataklık olduğunu yüzünü ve yüreğini güldüren bir adamın boşluğu üstüne çöktükçe Aşk'ın değilde yokluğunun ve yalnızlığın canını nasıl kötü yakabildiğini, alevler içinde nasıl  kalbini bir kora çevirdiğini ve bunca acıyı kendi seçimlerinle kendine yaşattığının farkında olacaksın. İşte her şey o zaman dayanılmaz olacak zaman mekan tüm kavramlar yalnızlığın karanlık girdabında yok olup dakikalar adeta azap dolu yıllara dönüşecek bu karanlık üstünü kapladıkça kalb...

Güneş ve Gece ( Eski Bir Hikaye )

Birgün birisi çıkıp, sen öyle bir aşık olacaksın ki yıllar sürecek unutamayacaksın hangi kadınla olursan ol onu göreceksin deseydi hadi ordan derdim eskiden, ta ki başıma gelene dek.  O zamanlar da internet kafeler modaydı,  daha her eve internetin ulaşmadığı dönemlerdi.  Sakin bir sonbahar akşamı bir kaç müşteri kalmıştı  kafede, sıcak bir çay aldım biraz da hafif müzik açarak günün yorgunluğunu çıkartmaya çalışıyordum. Saat gelsinde eve gideyim diye beklemekteydim. Derken bilgisayarların birinde müşterilerden birinin msn messenger'ini açık unuttuğunu farkettim listesine bakıp kim olduğunu anlarım diye oturdum bilgisayarın başına, aslında ilk bakışta hatırlamıştım kim olduğunu ama birşey sanki beni listesine bakmaya doğru itti. Online olanlara göz gezdirirken  birisi çekti dikkatimi ilk görüşte insanda huzur uyandıran biriydi adeta ve o zamana kadar yapmadığım birşey yaparak bir deli cesaretiyle adresini alarak kendi messengerima ekledim. Normalde böyle birş...

Yalnızlık ve Aşk

- Yalnızlıktan hiç sıkılmıyor musun? - Hayır yıllardır yalnız yaşıyorum alıştım ve aslına bakarsan yalnız değilim bir sürü sevdiğim insan var hayatımda. - Ya öyle değil sevgili olarak diyorum. - Çok sevgilim var aslında kitaplarım, enstrumanım, bisikletim ve daha bir çoğu... Hepsiyle güzel anlarımı paylşıyorum. - Aşk bu mudur yani? - Aşk aslında bir bedenden öte birşey. Aşık olduğumuz insanlar sadece içimizde ki duygunun beden bulmuş hali. nefes alırken nasıl  birine gerek duymuyorsan, bedensel zaafların yoksa aşkın aslında tamamen kendinden doğup, büyüyüp, çoğaldığını görebilirsin herşeyden önce kendini sevmelisin çünki kendini sevmeyen başkas...

Hüzünlü Kuş

Kapatır yaralarını gülüşün, saklar kimseye soylemezsin hüzünlü şarkılarını, yılların ağırlığı saplanmış yüreğinin derinlerine susar en acı çığlığın bir gülümsemeyle... Küçük bir kuştun sevda dalında kanatları kırılan uçamayan, çok canın yandı çok ağladın belki ama yine de uçmaktan vazgeçmeyen... Küçük bir kuştu sevda uçmayı öğrenince uçup yuvayı arkasında bırakan... Posted via Blogaway

Eksik Birşeyler

Güller açmış bahçede bu kaçıncı baharı yalnızlığın sayamadım, her şey yerli yerinde bakarsan ama bu bahar da yine eksik... Yokluğu ayaz olup üşütür, baharda kışı yaşarsın ama sadece susarsın hem yürekten hem sevdadan... Gözlerimde yarım kalmış bir sevda şarkısı ve yüreğim umut denen zindanın müebbet mahkumu... Yine bahar gelecek, yine açacak güller ve ben yine yarım kalmış eksik sevda şarkımı söyleyeceğim sessizce  yokluğunda... Posted via Blogaway

"Sonsuzluğa Mektuplar"

Şimdi gidiyorsun yalnızlıktan arta kalan ne varsa bana bırakarak. Biliyorum artık istesen de geri dönemezsin, beni çaresizliğime,  gözyaşlarıma ve onca yaşanılanı bizden kalan hayallere bırakarak gidiyorsun... Tarifsiz ve dayanılmaz bir sancı bu, yüreğimin her hücresine ağır gelen, nefesimi kesen, kelimeleri boğazıma dizip hıçkırıklarımı boğan dayanılmaz bir acı. Görmeyecek seni istesem de gözlerim gülüşünden kalan anılarla bu hayatı sensizliğin girdabında savrularak yaşayacağım. Belki bir yerlerden izleyeceksin beni, bilmiyorum nasıl öğreneceğim sensizliğin ağırlığında yaşamayı. Kabullenemiyor kalbim yarım kalmayı yarım kalple nasıl yaşanır ki? Yanıyor gözlerim seni sonsuzluğa uğurlarken gözyaşlarım bir ırmak gibi sanki kor oluyor yüreğim dedim ya nefesim kesiliyor taşıyamıyorum sensizliği... Keşke beni de götürseydin giderken. Şimdi son kez görüyorum yüzünü  ve artık son nefesime kadar hep bu an'ı taşıyacağım zihnimde güzel yüzün bana hayat veren gülüşün artık resimlerde ...

Yaşam Üzerine Pozitif Düşünce!

Hayat aslında bir nehir gibidir, çoğu insan genelde akıntıya karşı kürek çekme eylemi içerisinde. Hal bu olunca da yaşamların çoğu başta mutsuzluk olmak üzere yıkıntı, umutsuzluk, dert, keder ve enkazlarla dolu oluyor. Yoruluyorsunuz kürekleri terse çekmekten sürekli bir çaba bir savaş içeridindesiniz hayatı hiç kendi akışına bırakmak istemiyorsunuz. Korkularınız hayal kırıklıklarınızdan daha büyük çünkü, ama hayatın gerçek anlamı bu çabanızda değil kimi geç anlıyor kimi erken bazılarıda hiç anlamıyor... Akıntıya bırakın kendinizi bırakın ki hayat nehri sizi sakin kıyılara götürsün huzur dolu sakin bir yaşama... Elbette engebeli yollardan gececeksin caresiz...

Yağmur...

Yağmur bir şehrin hüznüdür. Acılarına susanlar için döker gözyaşlarını, susmuş feryatların en belirgin resmidir o ve kimse bilmez kime döküldüğünü bu damlalarım birinden çok birilerine, bir şehre aittir. Hüzünlerin kıyıya vuruşudur o  ilmek ilmek işler, toprakla bir bütün olur... Toprağın en büyük sevdasıdır bir araya gelemeseler de her damlada kavuşurlar kimseler bilmeden birbirlerine her dokunuşlarında mutluluğun kokusu yayılır şehirlere, gözyaşları kavuşmanın en acı şeklidir aslında...

Gülüşün Yakışırdı Geceye...

Uyumadan saatlerce izlediğim heyecanlı bir film gibiydi gülümseyişin... Gecemin en güzel yerine gelir otururdu, ben sessizce izlerdim doyumsuzca ve çekingen bir tavırla. Hatırlıyorum soğuk bir kıştı her gece başka bir şehrin  akşamında otelime geldiğimde sarılırdım telefona sesini duymak için hergün daha büyük bir heyecan ve mutlulukla beni hayata bağlayan tek şeydi gülüşün. O anlarda hiç birşey umrumda olmazdı adeta dünyadan uçup giderdim. Bir kuş olup keşke yanına gelip öpsem seni uyurken diye düşlerdim... Kar yağarken otelin balkonunda sırf sesini duyabilmek için saatlerce soğuğa meydan okurdum. Dedim ya hiçbirşey umrumda değildi senden başka.  Gecemin ve hayatımın en güzel zamanlarıydı hat...

Başkalaşım...

Çok seversin bazen, öyle çok seversin ki onu bir an mutlu etmek için kendinden, özünden tavizler verirsin ardı arkası gelmeyen tavizler... Bi bakarsın kendi başına kalmışsın seni sen yapan herşeyi yitireli çok olmuş o gitmiş sen bitmişsin. Aşk sandığın herşey seni bu süreçte tüketmiş ve kendine bile yabancı olmuşsun. İşte yalnızlığın ağırlığı burada başlıyor kendine bile yabancılaştığın bu noktada... Seni sen yapan herşeyi seven insanlar, bir bakmışsın bütün bu kavramları değiştirmeye çalışıyorlar seni zamanla parçalarına bölüp yok ediyorlar. Belli bir zaman sonra seni olduğun gibi kabul edemez duruma geliyorlar peki bunun ne kadarı aşk ne kadarı...

Şarkılar...

Her şarkının bir hikayesi var aslında, bir kez yaşıyorsun sonra onu ömür boyu tükenmeyecek kelimelerle resmediyorsun onları... Anılarını gizliyorsun her satırına her kelimede adeta yeniden yaşıyorsun kimi zaman hüzün kimi zaman mutluluk veriyor ama en önemlisi ne yaparsan yap unutmuyorsun, şarkılar her seferinde aynı kalıyor anılar gibi saklanmıyor derinlere unuttuğun ne varsa dün gibi aklına bırakıveriyor tüm yaşanmışlıkları, bazen acı da veriyor belki ama şarkılar bizim söyleyemediğimiz her şeyi söylüyor çoğu zaman şarkılar bizim yüreğimizin tercümanı oluyor ve susup kendimizi bırakıyoruz o eşsiz güzelliğe...

Bu sıralar...

Uzun bir zamandır sessiz kalıyoruz aslında çığlıklarımızın içinde, aşk yorgunu bir yürek ve hasret eşlik ediyor gecelerimize. Garip değil mi?  bu kadar " AŞK " doluyken kalbinin yalnızlığa refakat etmesi...  Şöyle durup özledim!!! diye haykırmaya kalksan sanki her an yara alacakmışsın korkusu oluyor ne özlediğini söyleyebiliyorsun bazen ne de beklediğini. Geceler karanlık bir kuyu gibi umutların ve beklentilerin ise o kuyuya atılmış, dibe batmış birer bozuk para. Yağmur yağıyor umutlarına gözlerinden süzülen her hasret damlasında. Bu sıralar yalnızlık var sana eşlik eden başka kimse yok ne bir aşk, ne bir sevgili, ne de  başka biri... Yalnızlık saati tik tak tik tak çalışıyor her saniye işliyor yüreğine. Çaresiz, özlemiş, bıkkın, yorgun, üzgün, asabi, huysuz birazda ölmüş hissediyorsun kendini. Kalbinde bir yan'ın eksikken nasıl yaşayabilirsin ki? Yalnızlık işlemiş tüm benliğine iliklerine kadar yalnızlığın soğukluğundan üşüyorsun. Bu sıralar yalnızlık yakışıyor sana...