Aralarında ilk kez Hoca ile konuşmuştuk bu konuyu, fikirlerimi beyan ederken sunduğu tezler ve anti tezler o kadar heyecanlandırmıştı ki beni zamanın nasıl aktığını bile farketmedim. Sanki zaman bir çığ gibi hızlıca ilerliyordu, muhabbetimiz inişleri ve çıkışları ile sürdürülebilirliğini hiç yitirmiyordu, uzun zaman sonra belki ilk kez bu kadar hoşnut olmuştum biriyle muhabbet etmekten. Aynı zamanda şaşkınlığımı gizleyemiyordum yeni tanıştığım bu gizemli adamdan. Ona hoca demelerinin nedenini çok sonra samimi olduğumuzda anlayacaktım, diğerleri gibi o da bilgiye aç ve doymak bilmeyen bir hırsa sahipti. Zihni adeta bir kara delik gibiydi sanki herşeyi yutuyordu. Tartışma bazen şiddetleniyor farkında olmadan seslerimiz yükseliyordu, sonra bir an duraksayıp, etrafa bakınıp kahvedekilerin şüpheli bakışlarını farkedip çayından bir yudum alıp, normal ses tonuyla kaldığı yerden devam ediyordu. İkimizde doğruyu arıyorduk, bu yüzdendi sorgulamalarımız, savunduklarımız ve ürettiği...