Ana içeriğe atla

Yaşam Üzerine Pozitif Düşünce!

Hayat aslında bir nehir gibidir, çoğu insan genelde akıntıya karşı kürek çekme eylemi içerisinde. Hal bu olunca da yaşamların çoğu başta mutsuzluk olmak üzere yıkıntı, umutsuzluk, dert, keder ve enkazlarla dolu oluyor. Yoruluyorsunuz kürekleri terse çekmekten sürekli bir çaba bir savaş içeridindesiniz hayatı hiç kendi akışına bırakmak istemiyorsunuz. Korkularınız hayal kırıklıklarınızdan daha büyük çünkü, ama hayatın gerçek anlamı bu çabanızda değil kimi geç anlıyor kimi erken bazılarıda hiç anlamıyor...
Akıntıya bırakın kendinizi bırakın ki hayat nehri sizi sakin kıyılara götürsün huzur dolu sakin bir yaşama... Elbette engebeli yollardan gececeksin caresizliğin olacak elbet bir şaleleden aşağı doğru dökülürken ama unutulmaması gereken şey sakin sular hep selalelerin döküldüğü son noktadadır. Önemli olan senin bu hayat nehrinde akıntı tersine kürek çekip yorulunca son haddine geldiğinde hiç beklemediğin anda aşağı düşmek mi yoksa akıntıya kendini bırakıp o yol üzerinde seni bekleyen zorlukları bilerek kendini bu şartlara alıştırarak yolunda ilerlemek mi? Bu senin vereceğin bir karar. Sana öğretilen herşeyi unut çünkü her bir birey farklı, farklı yaşamlar, farklı düşünceler, farklı alışkanlıklar sana empoze edilen herşey aslında birer çöpten başka birşey değil! Kimse senin mutluluğun için çabalamaz sen ne yaparsan kendine yapacağından adımlarınıda bu doğrultuda atmalısın. Sana senden başka kimseden fayda yok aslında kimse seni yüzdeyüz anlayamaz senden başka kimse! Bu bağlamda şunun farkındalığını iyi kavramak gerekli mutluluğun kaynağı aslında sensin başka kimse değil. İnsanlar aslında aşk yaşarken sadece mutluluğu paylaşırlar sende zaten var olan mutluluğu. Bu mutluluğu kontrol etmek tamamen senin elinde paylaşıp paylaşmamak sana kalmış ama kendini çok iyi tanıyıp yetiştirirsen negatifliklerden de zamanla uzaklaşacaksın. En önemli olgu ilk önce kendi kendinin efendisi olman gerek, kendini tanımadan sevmeden bu yol sana mutsuzluktan başka birşey getirmez herşeyi oluruna bırak, olmuyorsa zorlama çünkü senin için sonuçları hayırlı olmayabilir. En önemli olgulardan birisi ise mutlu olduğun şeyleri yap seni mutlu eden her bir durum hayatına renk katacak unutma istemeyerek veya mecbur kalarak attığın her adım seni karamsar düşüncelerin kucağına doğru itecek bu da hoşnutsuzluk, asabiyet, korku v.b. her tür kötü enerjinin odak noktasında bulacaksın kendini...
Bu nehir sandığından da hızlı akıyor doğru yolu ne kadar erken seçersen o kadar çabuk mutlu olursun. Kendini telkin etmeyi iyi öğren negatif her durumda o anı umursama eğer kötüde olsa moralini bozacak bir durumda bile gülümsemeyi başarıyorsan zaten hayat senin için mutluluk ve huzuru hediye etmiş demektir. Herşey istemekte biter insanım istedikten sonra başaramayacağı hiçbirşey yok bunu bil! İnsan ister gözleri görmezken resim yapar, insan ister kulakları duymazken ünlü  besteler yapar insan ister en uüksek dağa tırmanır... İnsan yeter ki istesin başaramayacağı hiç bir hedef yoktur. Şimdi sen herkes gibi akıntı karşısında mutsuzluk denizinde mi çırpınacaksın yoksa akıntını ve hedeflerini seçip huzura doğru mu yol alacaksın seçim senin...


Posted via Blogaway

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Karaborsa Aşklar...

Büyük Aşklar değildir efsane olan... Büyük aşklar, büyük acılara gebedir, Aslında efsane olan hep büyük acılardır... Nereye gitti bu büyük aşklar? şimdi yaşanılan hoşlantılara Aşk diyebilen  insanlar bu oyunun bir parçası mı? Aşk artık karaborsada, kaybolmuş, zamanı geçmiş, orjinal de hala içinde olan karışmış sahte biletler gibi... Kimse bilmiyor neden bu kadar dejenere oldu sevdalar ve işin esas acı kısmı kimsenin gerçekte umrundada değil ne olduğu... Bir garip adamın anılarından notlar; "Siz hiç otobüse binip heyecandan molalarda bile otobüsten inmeden 17 saat boyunca aynı koltuktan kımıldamadan yolculuk ettiniz mi? veya Hava -15 derecede üzerinize lapa lapa kar yağarken hiç bilmediğiniz ...

Çember...

Yorgunuz... O kadar yorgunuz ki, mutluluk maskesinin ardından bakıyoruz dünyaya...Gülüşlerimiz ardına saklı, sayısını bile unuttuğumuz hayallerimizden oluşan cesetler var. Kanlı ihanetlere kurban gitmiş masum umutlar. İçimizden o çocuksu yanımızı koparıp alan, benliğimizi kilitli kapılar ardına iten, bizi biz olmaktan korkutan, aslında hiç olmadığımız karakterlerin arkasına sindiren kötülükleri tüm genlerine yayılmış insanlara maruz kalmaktan yorgunuz... Yorgunuz çünkü aslında hiç söz sahibi bile olmadığımız bir sistemin içine itilip çocukluğumuzdan beri "sen bunu yapacaksın, sen bu olacaksın" gibi emir kipleri ve yönergelerle hayatımızı var olan sisteme, (istekli veya isteksiz) kurban etmekten, hep toplum veya adına her ne denilirse denilsin bize dayatılan ve aslında hiç istemediğimiz bu boktan yaşam senaryolarına uymaktan, karşı çıktığımızda ise dışlanıp ötekileştirilmekten yorgunuz... Çok şey de istemiyoruz ki, sadece sakinlik   istiyoruz, kendi mutlu olduğumuz yoll...

Viski ve Mermi

İki adam barda yanyana otururyorlardır. Biri diğerine dönüp; - Sana bir kişiyi öldürme şansı verselerdi kimi öldürürdün? diye sorar. Adam aşağıdan yukarıya yanındaki adamı süzer, adamı ilk defa görüyordur. -Hiç kimseyi diye cevap verir Adam hassiktir tonunda bir tıslayarak gülme sesi çırttıktan sonra tekrar dönüp - Sende onlardansın demek der ve viskisinden bir yudum daha alır Diğer adam anlamaz ve şaşkın bir şekilde - Kimlerden? diye sorar - 3 K (KKK) der ve viskisinden son yudumu alır. - Anlamadım? - 3 K yani Kendi Kendinin Katili. Kimseyi incitmeyecek olanlar hep kendini öldürür yavaş yavaş. Karşısındakinin ya çok sarhoş yada deli olduğunu düşünmeye başlar. - Peki sen kimi öldürürdün? - Barmeni. - Barmeni mi? Neden? - Çünkü bardağımın bittiğini gördüğü halde doldurmuyor. Üstelik saat daha 10'a 20 dakika var. - Nasıl yani? - Saat 22:00 olana kadar bu bardağı hiç boş bırakma demiştim. - Ama bunun için birini öldürmen çok saçma! - İşte farkımızda burada de...