Ana içeriğe atla

Boşluk

Boşluktayız, sebebini bilmediğimiz yabancı bir boşlukta, bu boşluğun duvarları yok, gökyüzü yok, sadece karanlık var, yabancı olduğumuz bir koyu bir karanlık. Sanki yaşam ile ölümün tam ortasındasın da, böyle arafta kalmışlığın çaresizliğini kabul etmiş bekliyorsun, neyi beklediğini bile bilmeden...

Derin, uçsuz. bucaksız bir kuyuda, üstümüzü örten korkuların pençesinde çırpınarak düşüyoruz.  Karanlık üstümüze çöktükçe artıyor korkularımız ve daha hızlı düşüyoruz...
Sahip olduklarımız arttıkça daha büyük bir boşluğun içinde buluyoruz kendimizi, bu doğru kişi dediğimiz her sevgilide kazanılan veya elde edilen her türlü parayla, pulla, şanla şöhretle dahada artırıyor ıssızlaşıyor içimizdeki boşluk...

Ve koca bir mutsuzluk kalıyor insanın kalbinde, tükenmeyen aç bir mutsuzluk. Çaresizliğimiz, arayışlarımız veya bizi mutlu ettiğini varsaydığımız her adım aslında insanlığı bu büyük boşluğun vazgeçilmez bir parçası yapmaktan öteye gitmiyor.  Bu boşluk;  antik çağlardan beri krallar ve din adamlarının sofrasında savaşlarla, yıkımlarla kanını emdiği onca ruha rağmen bitmeden tükenmeden hala içimizde büyüyor...

Sebebini bildiğimizi zannederek kandırıyoruz kendimizi, herkesin içindeki sesi haykırıyor gerçeği ama susuyoruz, dile getirmekten korkuyoruz, inkar ediyoruz, yalanlarla kandırıp kendimizi maskelerin ardına sahte bir yaşam kuruyoruz kendimize, zincirlerimizi kıracak cesaretimiz yok çünkü, çünkü bizler korkunun en belirgin suretleriyiz. Bilmediğimiz her şeyden kaçıp saklanıyoruz...

 

 

Düşüyoruz,

Karanlıkta,

Bazen yavaş,

Bazen hızlı,

Hayat dediğimiz,  sonu olmayan bu çaresiz boşlukta...      [HKZ]  31.01.20016

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Karaborsa Aşklar...

Büyük Aşklar değildir efsane olan... Büyük aşklar, büyük acılara gebedir, Aslında efsane olan hep büyük acılardır... Nereye gitti bu büyük aşklar? şimdi yaşanılan hoşlantılara Aşk diyebilen  insanlar bu oyunun bir parçası mı? Aşk artık karaborsada, kaybolmuş, zamanı geçmiş, orjinal de hala içinde olan karışmış sahte biletler gibi... Kimse bilmiyor neden bu kadar dejenere oldu sevdalar ve işin esas acı kısmı kimsenin gerçekte umrundada değil ne olduğu... Bir garip adamın anılarından notlar; "Siz hiç otobüse binip heyecandan molalarda bile otobüsten inmeden 17 saat boyunca aynı koltuktan kımıldamadan yolculuk ettiniz mi? veya Hava -15 derecede üzerinize lapa lapa kar yağarken hiç bilmediğiniz ...

Çember...

Yorgunuz... O kadar yorgunuz ki, mutluluk maskesinin ardından bakıyoruz dünyaya...Gülüşlerimiz ardına saklı, sayısını bile unuttuğumuz hayallerimizden oluşan cesetler var. Kanlı ihanetlere kurban gitmiş masum umutlar. İçimizden o çocuksu yanımızı koparıp alan, benliğimizi kilitli kapılar ardına iten, bizi biz olmaktan korkutan, aslında hiç olmadığımız karakterlerin arkasına sindiren kötülükleri tüm genlerine yayılmış insanlara maruz kalmaktan yorgunuz... Yorgunuz çünkü aslında hiç söz sahibi bile olmadığımız bir sistemin içine itilip çocukluğumuzdan beri "sen bunu yapacaksın, sen bu olacaksın" gibi emir kipleri ve yönergelerle hayatımızı var olan sisteme, (istekli veya isteksiz) kurban etmekten, hep toplum veya adına her ne denilirse denilsin bize dayatılan ve aslında hiç istemediğimiz bu boktan yaşam senaryolarına uymaktan, karşı çıktığımızda ise dışlanıp ötekileştirilmekten yorgunuz... Çok şey de istemiyoruz ki, sadece sakinlik   istiyoruz, kendi mutlu olduğumuz yoll...

Viski ve Mermi

İki adam barda yanyana otururyorlardır. Biri diğerine dönüp; - Sana bir kişiyi öldürme şansı verselerdi kimi öldürürdün? diye sorar. Adam aşağıdan yukarıya yanındaki adamı süzer, adamı ilk defa görüyordur. -Hiç kimseyi diye cevap verir Adam hassiktir tonunda bir tıslayarak gülme sesi çırttıktan sonra tekrar dönüp - Sende onlardansın demek der ve viskisinden bir yudum daha alır Diğer adam anlamaz ve şaşkın bir şekilde - Kimlerden? diye sorar - 3 K (KKK) der ve viskisinden son yudumu alır. - Anlamadım? - 3 K yani Kendi Kendinin Katili. Kimseyi incitmeyecek olanlar hep kendini öldürür yavaş yavaş. Karşısındakinin ya çok sarhoş yada deli olduğunu düşünmeye başlar. - Peki sen kimi öldürürdün? - Barmeni. - Barmeni mi? Neden? - Çünkü bardağımın bittiğini gördüğü halde doldurmuyor. Üstelik saat daha 10'a 20 dakika var. - Nasıl yani? - Saat 22:00 olana kadar bu bardağı hiç boş bırakma demiştim. - Ama bunun için birini öldürmen çok saçma! - İşte farkımızda burada de...