Ana içeriğe atla

Sentetik Medeniyetler ve Değişim...

Değişmek artık imkansızdı. Çünkü bireyin değişebilmesi için önce kendisi olması gerekiyordu. Sabit bir birey olup iyi veya kötü kendi çizgisinde ilerlemesi, sonrasında ise kaderinin sunduğu tercihler ile farklı yollara ve düşüncelere yolculuk yapması gerekliydi. Bu şekilde farklı düşünceler ile filizlenip farklı yolları seçip ilk benliğinden uzaklaşarak değişimi gerçekleştirebilecekti. Ama bize hiç bir zaman kendimiz olmamız öğretilmedi, hepimiz rol yapıyorduk bize öğretilenler bir tiyatroydu kocaman bir çöptü, sahte, çirkin ve olabildiğince sentetik duygu senaryolarıydı. Ya kabul edecektik yada toplum tarafından dışlanıp yaftalanacaktık. Değişim bu yüzden imkansızdı çünkü biz farkına varana dek çoktan her an güncellenen  bir değişim çemberinin, çıkılmaz bir paradoksun, ayrılmaz parçaları olmuştuk. Herşey televizyonla başladı, reklamlar, diziler, filmler, müziklerle bile medeniyetler üzerinde toplu hipnoz seansları başlatıldı. Karşı koyacacak cesareti olanlar en yakınındakiler de dahil direnilmeyecek bir toplum baskısıyla karşılaşıp sindirildiler. Teknoloji ile insani duygular öldürüldü, sonra perde arkasındakiler duyguların yerine sahte, sentetik duygu yansımalı ürünler üretmeye başladı. Sanal bir dünya kurulup arkadaşlık, paylaşım, tepkiler ve mektupların yerini küçük butoncuklar aldı. Bir kaç varil petrol için yüzlerce insanı katledilişini duygusuzca izler olmuştuk. Insanların arasındaki sınıf farkları dipsiz uçurumlar misali büyüdü. Aslında insanlık öleli çok olmuştu bizler sadece kabul etmeye korkuyorduk. Savaş her yerdeydi. Televizyon aracılığıyla psikolojik  tahliller yapılıp subliminal hamlelerle ile insanlar zayıflatıldı. Mesajlar netti aslında sadece dile getirmeye korkuyorduk, Itaat et, köle gibi çalış, satın al, karşı koyma, tüket, tüket, tüket...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Karaborsa Aşklar...

Büyük Aşklar değildir efsane olan... Büyük aşklar, büyük acılara gebedir, Aslında efsane olan hep büyük acılardır... Nereye gitti bu büyük aşklar? şimdi yaşanılan hoşlantılara Aşk diyebilen  insanlar bu oyunun bir parçası mı? Aşk artık karaborsada, kaybolmuş, zamanı geçmiş, orjinal de hala içinde olan karışmış sahte biletler gibi... Kimse bilmiyor neden bu kadar dejenere oldu sevdalar ve işin esas acı kısmı kimsenin gerçekte umrundada değil ne olduğu... Bir garip adamın anılarından notlar; "Siz hiç otobüse binip heyecandan molalarda bile otobüsten inmeden 17 saat boyunca aynı koltuktan kımıldamadan yolculuk ettiniz mi? veya Hava -15 derecede üzerinize lapa lapa kar yağarken hiç bilmediğiniz ...

Çember...

Yorgunuz... O kadar yorgunuz ki, mutluluk maskesinin ardından bakıyoruz dünyaya...Gülüşlerimiz ardına saklı, sayısını bile unuttuğumuz hayallerimizden oluşan cesetler var. Kanlı ihanetlere kurban gitmiş masum umutlar. İçimizden o çocuksu yanımızı koparıp alan, benliğimizi kilitli kapılar ardına iten, bizi biz olmaktan korkutan, aslında hiç olmadığımız karakterlerin arkasına sindiren kötülükleri tüm genlerine yayılmış insanlara maruz kalmaktan yorgunuz... Yorgunuz çünkü aslında hiç söz sahibi bile olmadığımız bir sistemin içine itilip çocukluğumuzdan beri "sen bunu yapacaksın, sen bu olacaksın" gibi emir kipleri ve yönergelerle hayatımızı var olan sisteme, (istekli veya isteksiz) kurban etmekten, hep toplum veya adına her ne denilirse denilsin bize dayatılan ve aslında hiç istemediğimiz bu boktan yaşam senaryolarına uymaktan, karşı çıktığımızda ise dışlanıp ötekileştirilmekten yorgunuz... Çok şey de istemiyoruz ki, sadece sakinlik   istiyoruz, kendi mutlu olduğumuz yoll...

Viski ve Mermi

İki adam barda yanyana otururyorlardır. Biri diğerine dönüp; - Sana bir kişiyi öldürme şansı verselerdi kimi öldürürdün? diye sorar. Adam aşağıdan yukarıya yanındaki adamı süzer, adamı ilk defa görüyordur. -Hiç kimseyi diye cevap verir Adam hassiktir tonunda bir tıslayarak gülme sesi çırttıktan sonra tekrar dönüp - Sende onlardansın demek der ve viskisinden bir yudum daha alır Diğer adam anlamaz ve şaşkın bir şekilde - Kimlerden? diye sorar - 3 K (KKK) der ve viskisinden son yudumu alır. - Anlamadım? - 3 K yani Kendi Kendinin Katili. Kimseyi incitmeyecek olanlar hep kendini öldürür yavaş yavaş. Karşısındakinin ya çok sarhoş yada deli olduğunu düşünmeye başlar. - Peki sen kimi öldürürdün? - Barmeni. - Barmeni mi? Neden? - Çünkü bardağımın bittiğini gördüğü halde doldurmuyor. Üstelik saat daha 10'a 20 dakika var. - Nasıl yani? - Saat 22:00 olana kadar bu bardağı hiç boş bırakma demiştim. - Ama bunun için birini öldürmen çok saçma! - İşte farkımızda burada de...