Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yıldız Parkı'nda Bir Yaşlı Çınar...

Yeşeriyor ağaçlar kuşlar cıvıl cıvıl baharı müjdelerken, göğsüme yatıyorsun saçlarını okşarken bir bebeğin masumluğu var üzerinde... Gözlerin kapalı aşk'a küçük şarkılar fısıldıyoruz birlikte ve hiç bir şey umrumuzda değil ağaçların altında uzanırken dünya, zaman, insanlar... Gökyüzünü izliyoruz birlikte sırtıma batan çakıl taşlarını bile farketmiyorum o kadar mutluyuz ki uzun bir zamandan sonra sen göğsümde yatıyorsun kalp atışlarıma bu kadar yakınsın ve sana eşlik ediyorlar güzelliğin yakarken gözlerimi... Bu ağacın altı hep özlemimin bir yansısı kalacak bende ve ben ne zaman buraya yalnız  gelsem seninleyim aslında y...

Aşk'ın Çekim Alanı

Aşk mıknatıs gibidir direnemezsin, bazen kuvvetli bir şekilde sizi kendine çeker, bazen de karşı koysan bile itip kendinden uzaklaştır. Ta ki özellliğini kaybedene dek, işte o an duyguların ve inancın öldüğü andır soğuk bir demirden başka bir şey değildir artık insan hissiz, yorgun ve vazgeçmiş...                                                               [HKZ]

Yokluğunun Ağıdı

Yokluğunda demlenir hasretim, açmaz tomurcuk olup kurur gülüşlerim, kaç geceyi astım sensizliğe bir bilsen, ne hayalin solar ne de sensiz mavilerim. Yalnız satırlar şahit bu sevdaya bir de bu koca gri şehir. Bazen susarım sensizliğe gecenin en koyu üçünde, tutunup güzel ve gece kadar koyu gözlerine hayalini çekerim içime yavaşça her salisesinde yaşarım yanımda olmayışını ve içime doluşunu... Ne güzel şey seni yazmak seni haykırmak tüm satırlara hece hece işlemek yokluğunu ve ne güzeldir bilirmisin tüm dünya duysun diye haykırmak bir adamın son nefesine kadar yalnız bir kadına ait olduğunu...  [HKZ]                          ...

Ortaköy...

Bir aralık sabahı hava hafiften puslu İstanbul'un yine çehresi düşük hüzne boğulmuş sanki gökyüzü... Ortaköy'de genç iki sevgili bankta oturuyorlar denize doğru, öyle sarılmışlar ki birbirlerine bir saniye bile elleri ayrılsın istemiyorlar sayılı saatleri var sanki hatta bugün ilk ve son günleri... Bugün 1 Aralık 2002 ilk defa bu iki yabancı birbirlerinin gözlerine bakıyordu ve aşk onların kaçışıydı yalnızlıktan zannederek tutundular birbirlerine tutundukça yabancılaşacak yabancılaştıkça yalnızlaşacaktılar lakin henüz bilmiyorlardı ikiside...

Suskunlar

Saçların kadar koyu bir gece, ürkekliğini bırakıp yüreğine hüzünlerin, susuyorsun içini kemiren acılarının karşısında, saatlere küsmüşsün sessizliğini paylaşıyoruz gecenin... Tükeniyor söyleyeceğim kelimeler saatler ilerledikçe son kullanma tarihi geçiyor adeta ve bende katılıyorum susuşlarına sen hayata susuyorsun hayat ise tümüyle sana, ben ise bu susuşların tam ortasında izliyorum öylece, bitmesi için bu susuşların geceyi asıyorum akreple yelkovanın uçlarına sabah çabuk olsun diye bitmeyen bir şarkı arıyorum zihnimde sana mutluluğu getirecek küçük bir şarkı bu koyu geceye inat... Sana gülmeyi yeniden armağan edebilsem bu sefer farklı olacak biliyorum herşey daha güzel olacak geceyi ...

Karaborsa Aşklar...

Büyük Aşklar değildir efsane olan... Büyük aşklar, büyük acılara gebedir, Aslında efsane olan hep büyük acılardır... Nereye gitti bu büyük aşklar? şimdi yaşanılan hoşlantılara Aşk diyebilen  insanlar bu oyunun bir parçası mı? Aşk artık karaborsada, kaybolmuş, zamanı geçmiş, orjinal de hala içinde olan karışmış sahte biletler gibi... Kimse bilmiyor neden bu kadar dejenere oldu sevdalar ve işin esas acı kısmı kimsenin gerçekte umrundada değil ne olduğu... Bir garip adamın anılarından notlar; "Siz hiç otobüse binip heyecandan molalarda bile otobüsten inmeden 17 saat boyunca aynı koltuktan kımıldamadan yolculuk ettiniz mi? veya Hava -15 derecede üzerinize lapa lapa kar yağarken hiç bilmediğiniz ...

Yalnızlığın Kara Yokluğu...

Bir gece kalbine yalnızlığın kaldıramayacağın kadar ağır sancısı girdiğinde arayacak hiç kimsenin olmamasıdır en acı olan... O an saatler duracak hiç kimsen olmadığını anlayacaksın aslında. Akreple yelkovanın buluşmaları bile uzayacak yalvaracaksın adeta sabah olması için her saniye daha da ağır gelecek yalnızlığın kör karanlığı üstüne çöktükçe, işte o zaman her şeyin  farkında olacaksın. Öyle bir fark edeceksin ki anlamsızlığını en dibe vurduğunda, para, pul, şöhret, mevki, makam, kariyer hepsinin aslında birer acı bataklık olduğunu yüzünü ve yüreğini güldüren bir adamın boşluğu üstüne çöktükçe Aşk'ın değilde yokluğunun ve yalnızlığın canını nasıl kötü yakabildiğini, alevler içinde nasıl  kalbini bir kora çevirdiğini ve bunca acıyı kendi seçimlerinle kendine yaşattığının farkında olacaksın. İşte her şey o zaman dayanılmaz olacak zaman mekan tüm kavramlar yalnızlığın karanlık girdabında yok olup dakikalar adeta azap dolu yıllara dönüşecek bu karanlık üstünü kapladıkça kalb...